Her an bekliyoruz dediler « Güncel ve Son Dakika Haberleri

20 Nisan 2024 - 22:15

Her an bekliyoruz dediler

En Çok İlği Çekenler

Her an bekliyoruz dediler

Gör Beni programında Armağan Çağlayan’ın sorularını yanıtlayan Görür, olası Marmara depremiyle ilgili ‘Her an bekliyoruz’ derken, ‘Depremden korkuyor musunuz?’ sorusuna da yanıt verdi.’BU BİZİM NESİL İÇİN BİR ŞANSSIZLIK’ “15-20 sene önce bu depremler hiç konuşulmazdı. Bizim nesil büyük ölçüde bu büyük depremlerin tekerrür etme periyotları içerisinde yaşıyor. Bu bir tesadüf. Bizden önceki nesiller, 39-42 falan depremleri hariç doğru dürüst deprem belki de görmediler, yani geniş aralıklar var” diyen Naci Görür sözlerine şöyle sürdürdü;Biz büyük depremleri görüyoruz. Çünkü sözgelimi kuzey anadolu fayının işte 99’da, ondan önce 67’de veya 54’te gibi büyük depremleri gördük. Van depremini, Elazığ depremini, şimdi de Maraş depremini gördük. Bizim ömür süremiz içerisinde aşağı yukarı 7-8 tane büyük deprem var. Bu bizim nesil için bir şanssızlık ama bir tesadüf çünkü o büyük deprem üreten fayların tekerrür periyodu tam bizim yaşadığımız dönem içerisinde doldu. Onun için biz görüyoruz. Mesela Maraş depremi aşağı yukarı 1513’ten beri orada doğru dürüst bu boyutta bir deprem yok. Neredeyse 500 sene.

“BELKİ BİZ BİLE GÖRECEĞİZ, HER AN BEKLİYORUZ” Ama bizim yaşadığımız döneme denk geldi. Marmara’da mesela şimdi deprem bekliyoruz. Çok büyük bir olasılıkla çoğu insan görecek bu depremi, yani şu anda yaşayan gençler veya orta yaşlılar, bilmiyorum belki biz bile görebileceğiz çünkü her an bekliyoruz.O deprem üreten fayın da ilk son depremi 1766. 250 senede bir oluyor. Yine bizim döneme çakışıyor. Bu neslin, diyelim bizim ülkemizde yaşayan yaşları aşağı yukarı 5 yaşından tut diyelim 50-60 yaşına kadar diyelim daha fazla… Bu tekerrür periyodunda yaşıyoruz. Biz dediğiniz gibi bilinçli olarak depremi 99’da gördük. Ondan önce 67, 54’te, 42’de onları pek hatırlamıyoruz. Yaş olarak kimimiz hatırlamaya da müsait değil.
“99 DEPREMİ İLK KEZ MARMARA BÖLGESİNİ VURDUĞU ZAMAN DİKKATLERİ ÜZERİNE TOPLADI” Bu depremler anadoluda olduğu zaman maalesef gerektiği kadar ilgi de belki görmezdi. Yani ilk anda elbette ki her türlü yardım yapılır hepimizin ciğeri yanar ama uzun dönem gündemde de tutulmazdı.Belki şimdi medyanın da etkisiyle bu oluyor ama anadoluda olunca genellikle batıda olan, yani egemen diyelim toplumun, öyle söyleyeyim, ekonomik yönden olsun, yaşam yönünde olsun… İşte ‘Anadolu’da bir yerde deprem olmuş, vah vah’ denir geçilirdi. Ama 99 depremi ilk kez Marmara bölgesini vurduğu zaman dikkatleri üzerine topladı.
Çünkü Marmara bölgesi ülkenin ekonomik gücünün olduğu, üretiminin yüzde 60’ının olduğu bir yer ve İstanbul’u da tehdit eder duruma gelince bizim gündemimize oturdu. Hatta o zaman hatırlarsınız, bir milat kabul edildi. 17 Ağustos 1999 bir milattır, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye. Bu Maraş depremleri bir şey değiştirecek mi, milat mı diye soruyorsunuz ama 99 gibi olursa daha sonra bu da tekerrür eder, yani aynı vurdumduymazlık biraz daha taşınır.”BUNDAN DAHA ÖNEMLİ BİR SORUN GÖREMİYORUM” Ama bence artık bu depremleri ciddiye alıp, üzerine çok konuşmaktan ziyade, nerede, ne zaman, nasıl, hangi büyüklükte olacak, nerede deprem bekliyorsunuz gibi gündemde bu sorular dolaşacağına Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, halkı, yerel yönetimleri bu depremi bu ülkenin en baş sorunu olarak düşünmeli ve Türkiye gündemine en önemli sorun olarak girmeli. Bundan daha önemli bir sorun ben göremiyorum.

Evet hukuk da çok önemli. Hukuk olmadan yani arzulanan demokratik devlet olmaz ama can güvenliği olmadan hukuk da olmaz. Yani bir devlet varsa vatandaşlarının veya o devleti kuran insanların can güvenliğini sağlamaktır, birinci görevi odur. Eğer vatandaşlarının can güvenliğini sağlamıyorsa devletin ne amacı olabilir ki anlamı da olmaz yani kimse de öyle bir devlet düşüncesini kabul edemez.DEPREMDEN KORKUYOR MU? Korkmaz mıyım. Benim de çoluk çocuklarım var. Dolayısıyla her insan gibi… Korku insani bir duygu. Yalnız bizde bunun tezahürü insandan insana değişiyor. Yani eğitilmemiş insan dersem haksızlık olur ama birçok eğitilmiş insanda da şöyle bir korku görüyorum, bu kabul edilebilir bir korku değil. Aman deprem lafı edilmesin, duymayayım, bu korkutucu bir şey, canım nedir bu deprem deprem konuşuluyor. Bunu söyleyen adamlar başını kuma gömmek istiyor, deve kuşu gibi.
OTURDUĞU EVE GÜVENİYOR MU? Evet, benim oturduğum evin belki de bir özelliği olabilir, o da dubleks olması. Bir bina çok yüksek değilse, çok ağır değilse ve yapılırken de iyi mühendislik hizmeti almış ise, gerçi eski olmasına rağmen mesela temeli radye temel veya beton perde olarak yapılmış ise bu deprem diyelim perde ve kolonları şaşırtmacalı usulüne uygun konulmuş ise bunu teknik üniversite yaptı bizim oturduğumuz yerlerde.Dolayısıyla orada böyle sefer tası gibi binanın bisküvi gibi yapışmasını, insanları göçük altına koymasını beklemiyorum. Belki belli yerler çatlar patlar ama önemli olan bir bina eğer sahiplerini kendi içinden sağ olarak çıkmasını sağlıyorsa en başarılı, en iyi binadır.

Olası İstanbul depremine ilişkin uyarılarda bulunan AFAD Bilim Kurulu üyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Marmara denizinin içerisinden geçen Kuzey Anadolu fayı üzerinde 7 şiddetinden büyük bir depremin olabileceğini belirtti. Ersoy, deprem olmayan her süreyi iyi değerlendirilmesi gerektiğini ve kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi.Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Sarıyer ve Başakşehir gibi ilçeler zeminlerinin sağlam olduğunu Fatih, Zeytinburnu, Bağcılar, Güngören, Esenler, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Avcılar ve Silivri’ye doğru kesimlerin ise çürük olduğunu belirten Ersoy, hassas zeminler üzerinde de sağlam bina yapıldığı zaman gönül rahatlığıyla oturulabileceğini anlattı. Karot testine de değinen Ersoy, karot testinin sadece 1 tane örnek olduğunu ve başka testlerin de yapılması gerektiğini açıkladı.

“İSTANBUL ÇEVRESİNDE BÜYÜK BİR DEPREM OLABİLİR” İstanbul çevresinde 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceğini söyleyen AFAD Bilim Kurulu üyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “İstanbul’da 7’den büyük bir deprem Marmara denizinin içerisinden geçen Kuzey Anadolu fayı üzerinde mutlaka olacak. Ama bu şimdi de olur bir 30 yıl sonra da olur.Eninde sonunda olacak. Bekleyiş süresi çok fazla olmayabilir. Eninde sonunda İstanbul çevresinde büyük bir deprem olabilir. Bu bakımdan deprem olmayan her süreyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Özellikle riskli alanlarda riskli binaları güçlendirmek veya yıkıp yeniden yapmak gibi bir uğraş içinde olmamız gerekiyor. Kentsel dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor” dedi.

“İSTANBUL BÜYÜK RİSK ALTINDA” İstanbul’un büyük bir risk altında olduğunu anlatan Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “İstanbul büyük risk altında çünkü dinamik nüfus neredeyse 20 milyona varıyor. Bunun Marmara açısından değerlendirdiğimizde neredeyse 30 milyon insan Marmara yaşıyor. Konutlar açısından İstanbul’da 1 buçuk 2 milyon bina var. Müstakil konut sayısı 7 milyon. Dolayısıyla buradaki bir deprem çok yıkıcı olabilir. O yüzden yapılarımızı ve insanlarımızı depreme hazırlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.ZEMİNİ RİSKLİ İLÇELER Sağlam zemini olan ve riskli olan ilçeleri tek tek sıralayan Ersoy, “İstanbul’u zemin açısından değerlendirecek olursak genel bir söylemde bulunacağım. Bina, mahalle veya ada bazında bir söylem değil. Ben şimdi en sağlam yerde en çürük yapı en çürük zemin olabileceğini başta söyleyeyim.Anadolu yakasındaki kayaçlar ve zeminler çok sağlam kayaçlar üzerinde yapı stoku var. Aynı şekilde Avrupa yakasında da var. Haliç’in kuzeyindeki ilçeler zeminleri biraz daha sağlam. Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Sarıyer ve Başakşehir gibi ilçeler zeminleri sağlam. Ama bu zeminlerin üzerinde çok çürük kısımlar da olabilir. Dere yatakları özellikle çok tehlikeli. Haliç’in güneyindeki Avrupa yakasının olduğu kısımlar Fatih, Zeytinburnu, Bağcılar, Güngören, Esenler, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Avcılar ve Silivri’ye doğru kesimler nispeten daha çürük zeminler var. Böyle hassas zeminler üzerinde de sağlam bina yapıldığı zaman gönül rahatlığıyla oturabiliriz. Bunu bir yerden kaçıp bir yere göçmek için söylemiyorum. Zemin de önemli. Çünkü Esenyurt’ta yaptığınız bir gökdeleni Maslak’ta da yapabilirsiniz ama Esenyurt daha hassas bir zemin olduğu için Maslak gibi sağlam kayalar üzerinde değil” kaydetti.kaynak:gazetevatan.com

119 Okunma

Gör Beni programında Armağan Çağlayan’ın sorularını yanıtlayan Görür, olası Marmara depremiyle ilgili ‘Her an bekliyoruz’ derken, ‘Depremden korkuyor musunuz?’ sorusuna da yanıt verdi.’BU BİZİM NESİL İÇİN BİR ŞANSSIZLIK’ “15-20 sene önce bu depremler hiç konuşulmazdı. Bizim nesil büyük ölçüde bu büyük depremlerin tekerrür etme periyotları içerisinde yaşıyor. Bu bir tesadüf. Bizden önceki nesiller, 39-42 falan depremleri hariç doğru dürüst deprem belki de görmediler, yani geniş aralıklar var” diyen Naci Görür sözlerine şöyle sürdürdü;Biz büyük depremleri görüyoruz. Çünkü sözgelimi kuzey anadolu fayının işte 99’da, ondan önce 67’de veya 54’te gibi büyük depremleri gördük. Van depremini, Elazığ depremini, şimdi de Maraş depremini gördük. Bizim ömür süremiz içerisinde aşağı yukarı 7-8 tane büyük deprem var. Bu bizim nesil için bir şanssızlık ama bir tesadüf çünkü o büyük deprem üreten fayların tekerrür periyodu tam bizim yaşadığımız dönem içerisinde doldu. Onun için biz görüyoruz. Mesela Maraş depremi aşağı yukarı 1513’ten beri orada doğru dürüst bu boyutta bir deprem yok. Neredeyse 500 sene.

“BELKİ BİZ BİLE GÖRECEĞİZ, HER AN BEKLİYORUZ” Ama bizim yaşadığımız döneme denk geldi. Marmara’da mesela şimdi deprem bekliyoruz. Çok büyük bir olasılıkla çoğu insan görecek bu depremi, yani şu anda yaşayan gençler veya orta yaşlılar, bilmiyorum belki biz bile görebileceğiz çünkü her an bekliyoruz.O deprem üreten fayın da ilk son depremi 1766. 250 senede bir oluyor. Yine bizim döneme çakışıyor. Bu neslin, diyelim bizim ülkemizde yaşayan yaşları aşağı yukarı 5 yaşından tut diyelim 50-60 yaşına kadar diyelim daha fazla… Bu tekerrür periyodunda yaşıyoruz. Biz dediğiniz gibi bilinçli olarak depremi 99’da gördük. Ondan önce 67, 54’te, 42’de onları pek hatırlamıyoruz. Yaş olarak kimimiz hatırlamaya da müsait değil.
“99 DEPREMİ İLK KEZ MARMARA BÖLGESİNİ VURDUĞU ZAMAN DİKKATLERİ ÜZERİNE TOPLADI” Bu depremler anadoluda olduğu zaman maalesef gerektiği kadar ilgi de belki görmezdi. Yani ilk anda elbette ki her türlü yardım yapılır hepimizin ciğeri yanar ama uzun dönem gündemde de tutulmazdı.Belki şimdi medyanın da etkisiyle bu oluyor ama anadoluda olunca genellikle batıda olan, yani egemen diyelim toplumun, öyle söyleyeyim, ekonomik yönden olsun, yaşam yönünde olsun… İşte ‘Anadolu’da bir yerde deprem olmuş, vah vah’ denir geçilirdi. Ama 99 depremi ilk kez Marmara bölgesini vurduğu zaman dikkatleri üzerine topladı.
Çünkü Marmara bölgesi ülkenin ekonomik gücünün olduğu, üretiminin yüzde 60’ının olduğu bir yer ve İstanbul’u da tehdit eder duruma gelince bizim gündemimize oturdu. Hatta o zaman hatırlarsınız, bir milat kabul edildi. 17 Ağustos 1999 bir milattır, bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diye. Bu Maraş depremleri bir şey değiştirecek mi, milat mı diye soruyorsunuz ama 99 gibi olursa daha sonra bu da tekerrür eder, yani aynı vurdumduymazlık biraz daha taşınır.”BUNDAN DAHA ÖNEMLİ BİR SORUN GÖREMİYORUM” Ama bence artık bu depremleri ciddiye alıp, üzerine çok konuşmaktan ziyade, nerede, ne zaman, nasıl, hangi büyüklükte olacak, nerede deprem bekliyorsunuz gibi gündemde bu sorular dolaşacağına Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, halkı, yerel yönetimleri bu depremi bu ülkenin en baş sorunu olarak düşünmeli ve Türkiye gündemine en önemli sorun olarak girmeli. Bundan daha önemli bir sorun ben göremiyorum.

Evet hukuk da çok önemli. Hukuk olmadan yani arzulanan demokratik devlet olmaz ama can güvenliği olmadan hukuk da olmaz. Yani bir devlet varsa vatandaşlarının veya o devleti kuran insanların can güvenliğini sağlamaktır, birinci görevi odur. Eğer vatandaşlarının can güvenliğini sağlamıyorsa devletin ne amacı olabilir ki anlamı da olmaz yani kimse de öyle bir devlet düşüncesini kabul edemez.DEPREMDEN KORKUYOR MU? Korkmaz mıyım. Benim de çoluk çocuklarım var. Dolayısıyla her insan gibi… Korku insani bir duygu. Yalnız bizde bunun tezahürü insandan insana değişiyor. Yani eğitilmemiş insan dersem haksızlık olur ama birçok eğitilmiş insanda da şöyle bir korku görüyorum, bu kabul edilebilir bir korku değil. Aman deprem lafı edilmesin, duymayayım, bu korkutucu bir şey, canım nedir bu deprem deprem konuşuluyor. Bunu söyleyen adamlar başını kuma gömmek istiyor, deve kuşu gibi.
OTURDUĞU EVE GÜVENİYOR MU? Evet, benim oturduğum evin belki de bir özelliği olabilir, o da dubleks olması. Bir bina çok yüksek değilse, çok ağır değilse ve yapılırken de iyi mühendislik hizmeti almış ise, gerçi eski olmasına rağmen mesela temeli radye temel veya beton perde olarak yapılmış ise bu deprem diyelim perde ve kolonları şaşırtmacalı usulüne uygun konulmuş ise bunu teknik üniversite yaptı bizim oturduğumuz yerlerde.Dolayısıyla orada böyle sefer tası gibi binanın bisküvi gibi yapışmasını, insanları göçük altına koymasını beklemiyorum. Belki belli yerler çatlar patlar ama önemli olan bir bina eğer sahiplerini kendi içinden sağ olarak çıkmasını sağlıyorsa en başarılı, en iyi binadır.

Olası İstanbul depremine ilişkin uyarılarda bulunan AFAD Bilim Kurulu üyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Marmara denizinin içerisinden geçen Kuzey Anadolu fayı üzerinde 7 şiddetinden büyük bir depremin olabileceğini belirtti. Ersoy, deprem olmayan her süreyi iyi değerlendirilmesi gerektiğini ve kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini söyledi.Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Sarıyer ve Başakşehir gibi ilçeler zeminlerinin sağlam olduğunu Fatih, Zeytinburnu, Bağcılar, Güngören, Esenler, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Avcılar ve Silivri’ye doğru kesimlerin ise çürük olduğunu belirten Ersoy, hassas zeminler üzerinde de sağlam bina yapıldığı zaman gönül rahatlığıyla oturulabileceğini anlattı. Karot testine de değinen Ersoy, karot testinin sadece 1 tane örnek olduğunu ve başka testlerin de yapılması gerektiğini açıkladı.

“İSTANBUL ÇEVRESİNDE BÜYÜK BİR DEPREM OLABİLİR” İstanbul çevresinde 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceğini söyleyen AFAD Bilim Kurulu üyesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “İstanbul’da 7’den büyük bir deprem Marmara denizinin içerisinden geçen Kuzey Anadolu fayı üzerinde mutlaka olacak. Ama bu şimdi de olur bir 30 yıl sonra da olur.Eninde sonunda olacak. Bekleyiş süresi çok fazla olmayabilir. Eninde sonunda İstanbul çevresinde büyük bir deprem olabilir. Bu bakımdan deprem olmayan her süreyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Özellikle riskli alanlarda riskli binaları güçlendirmek veya yıkıp yeniden yapmak gibi bir uğraş içinde olmamız gerekiyor. Kentsel dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor” dedi.

“İSTANBUL BÜYÜK RİSK ALTINDA” İstanbul’un büyük bir risk altında olduğunu anlatan Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “İstanbul büyük risk altında çünkü dinamik nüfus neredeyse 20 milyona varıyor. Bunun Marmara açısından değerlendirdiğimizde neredeyse 30 milyon insan Marmara yaşıyor. Konutlar açısından İstanbul’da 1 buçuk 2 milyon bina var. Müstakil konut sayısı 7 milyon. Dolayısıyla buradaki bir deprem çok yıkıcı olabilir. O yüzden yapılarımızı ve insanlarımızı depreme hazırlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.ZEMİNİ RİSKLİ İLÇELER Sağlam zemini olan ve riskli olan ilçeleri tek tek sıralayan Ersoy, “İstanbul’u zemin açısından değerlendirecek olursak genel bir söylemde bulunacağım. Bina, mahalle veya ada bazında bir söylem değil. Ben şimdi en sağlam yerde en çürük yapı en çürük zemin olabileceğini başta söyleyeyim.Anadolu yakasındaki kayaçlar ve zeminler çok sağlam kayaçlar üzerinde yapı stoku var. Aynı şekilde Avrupa yakasında da var. Haliç’in kuzeyindeki ilçeler zeminleri biraz daha sağlam. Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüpsultan, Sarıyer ve Başakşehir gibi ilçeler zeminleri sağlam. Ama bu zeminlerin üzerinde çok çürük kısımlar da olabilir. Dere yatakları özellikle çok tehlikeli. Haliç’in güneyindeki Avrupa yakasının olduğu kısımlar Fatih, Zeytinburnu, Bağcılar, Güngören, Esenler, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Avcılar ve Silivri’ye doğru kesimler nispeten daha çürük zeminler var. Böyle hassas zeminler üzerinde de sağlam bina yapıldığı zaman gönül rahatlığıyla oturabiliriz. Bunu bir yerden kaçıp bir yere göçmek için söylemiyorum. Zemin de önemli. Çünkü Esenyurt’ta yaptığınız bir gökdeleni Maslak’ta da yapabilirsiniz ama Esenyurt daha hassas bir zemin olduğu için Maslak gibi sağlam kayalar üzerinde değil” kaydetti.kaynak:gazetevatan.com

Sonra ki Sayfa !!!

Okumaya devam etmek için yukarıda ki görsele t'klay'n ve ilerleyiniz >>>